Dünya değişiyor, ya biz!

Volkswagen, Almanya’daki otomobil fabrikalarından ikisini kapatacağını duyurdu. Bu köklü bir firma olan VW tarihinde ilk kez gerçekleşen bir olay. VW CEO'su Oliver Blume yaptığı açıklamada Avrupa otomotiv endüstrisinin kendisini çok zorlu ve ciddi bir durumda bulduğunu söylüyor. Aslında bu durum yalnızca otomotiv endüstrisi ile sınırlı değil. Çünkü başta Çin olmak üzere birçok Asya merkezli üretici, Avrupalı geleneksel üreticilere göre ciddi avantajlara sahip. Asyalı üreticilerin bu avantajları geliştirdiği süreçte, başta Avrupa Birliği ve diğer batılı ülkeler bu tür sorunlarla karşılaşacakları bugünleri öngöremediler, ama artık somut sorunlarla yüzleşme zamanı geldi. Ortaya çıkan bu dengesiz durumun politik, sosyolojik, ekonomik, çevresel ve hukuksal sonuçları olacak. Örneğin politik anlamda aşırı eğilimlerin arttığı yeni bir Avrupa ile karşılaşabiliriz.

Peki neler oldu, neler değişti de bu günlere geldik? Tabi ki buna sebep olarak sayılabilecek onlarca faktör var ama bunları önemli birkaçını sıra gözetmeksizin sıralamaya ve birkaç soru sormaya çalışalım.

Enerji Maliyetleri: Çevresel hassasiyet, global politik kutuplaşma gibi çeşitli sebepler dolayısıyla Avrupa’daki yüksek enerji maliyetleri Avrupalı üreticileri rekabet açısından zor durumda bırakıyor. Enerji maliyetleri konusunun Rusya ile ilişkiler gibi kolay çözülemeyecek politik boyutları da var. Avrupa’nın bu konuda eli kolu bağlı, üretilebilecek çözümler ancak iş işten geçtikten sonra sonuç verecek!

Tedarik Zinciri Sorunları: Avrupalı üreticiler, kısa vadeli hedefler uğruna tedarik zincirlerini ucuz üretim yapan uzak doğulu üreticilere emanet ettiler. Bu açık bir know-how transferi yaratıyor. Bu know-how transferinin ters yönlü çalışması kimsenin beklediği bir şey bile değil. Ayrıca bu tedarik zinciri problemlerinin batıda ve uzak doğuda aynı sertlikte yaşanıp yaşanmadığına emin miyiz? Diğer bir ifadeyle çip krizini Avrupalı bir üretici ile Çin hükümeti tarafından desteklenen bir üretici aynı sertlikte mi yaşadı? ABD bunu değerlendirmiş olmalı ki, çiplerin ABD içinde üretilmesi konuda çeşitli girişimlerde bulunuyor. Avrupa ülkelerinin bu konuda attığı somut bir adıma ben rastlamadım.

Çevre Regülasyonları: Avrupalı üreticiler sert çevre regülasyonları yalnızca Avrupa’da üretim yapanlar için geçerli oysa dünyanın öteki ucunda bir çevre katliamı yaşanıyor. Buna kim dur diyebilir? Avrupa’nın çevre standartları ile uyumlu bir sistemle üretilmeyen ürünlerin Avrupa pazarında satılmasının önünde etkili bir engel var mı?

Teknolojik Dönüşüm: Hızla dönüşen teknolojiye ve bunun yarattığı beklentiye ne geleneksel Avrupalı üretici ne de kamu otoritesi verdiği hizmetlerde ayak uyduramadı. Halihazırda belli finansal imkanlarla üretim yapan üretici dönüşüm için gerek duyulan yatırımı yapamadı. Bu anlamda kamu otoritelerinin doğru yönlendirme ve destek konusunda uzak doğulu yönetimlere göre zayıf olduğu da açık. Bu tür yönlendirme ve destekler, batının benimsediği ekonomik ve siyasal değerlerle ne kadar uyuşuyor? Bu ihtiyaçlar batıda bir siyasal dönüşümü tetikleyebilir mi?

Uluslararası Ticaret: Uzakdoğulu üreticilerin batılı serbest ticaret uygulamalarını kötü niyetli kullanımlarının engellenemiyor. Bugün gelinen noktada başta otomotiv alanında olmak üzere geçmişte yapılan hatalı uygulamaların çözümlerinin gümrük vergileriyle aşılması mümkün mü?

İş Gücü Sorunları ve Değişen Demografi: Avrupa ülkelerinin nitelikli iş ve nüfus gücü konusunda yaşadığı zorluklar var. Diğer bir ifadeyle Avrupa’da genç yetenekli ve çalışmaya niyeti olan bir iş gücü piyasasından bahsetmek zor, dolayısıyla üretim için gereken nitelikli insan kaynağının geliştirilmesi zor görünüyor. Bu ayrıca Avrupa’nın büyük bir pazar olarak dünyadaki payını koruması açısından ciddi bir problem. Endüstri 4.0 gibi ortaya atılan kavramlar da pazarlama alanında eriyip gitti ve iş gücü ihtiyacını kısmadan üretim yapabilmek açısından beklenen sonuçları beklenen hızda vermedi!

Bu tür onlarca başlık ve bunları destekleyen veriler var, ama bu çerçevede bunların tamamını sıralamak mümkün değil. Tüm bu faktörlerin etkisiyle; batılı ülkelerin aynı değerleri benimsemeyen ama bu değerlerden faydalanmak konusunda hiç geri kalmayan uzak doğulu üreticilerle rekabeti ekonomik, politik, sosyolojik ve çevresel sert değişimlere sebep olacak. Üstelik teknolojik dönüşüm rüzgârı da Çin ve benzeri ülkelerin arkasında. Peki bu rüzgâr tersine çevrilebilir mi? Bana göre bu trendi tersine döndürmek o kadar kolay değil!

Peki biz en büyük pazarımız olan Avrupa’nın bu sorunlarından ne kadar etkileneceğiz. Yoksa biz de bu dönüşümü de gerçek bağlamından uzak; ideolojik veya romantik takıntılarla mı değerlendireceğiz? Görünen o ki, her zaman olduğu gibi bu öngörüsüzlüğün ve kontrolsüzlüğün cezasını Avrupalı, Avrupa’da yaşayan veya Avrupa ile güçlü ekonomik bağları olan ve onun değerleriyle barışık orta sınıflar çekecek.


Kaynaklar

https://fr.euronews.com/business/2024/09/03/volkswagen-veut-fermer-des-usines-en-allemagne-pour-la-premiere-fois-de-son-histoire

https://www.dw.com/en/vws-warning-on-plant-closures-in-germany-causes-outcry/a-70123969

https://www.ft.com/content/a95bb6b8-e1df-4932-b62c-43714f153087